Mikroplarla Savaş

Kitap Kategori: 

Bu konuyu öğrendikten sonra;

  1. Vücudun zararlı mikroorganizmalara (mikroplara) karşı doğal engelleri olduğunu fark edecek,
  2. Bağışıklığın, vücudu zararlı mikroorganizmalara karşı koruduğunu öğrenecek,
  3. Virüs ve bakterilerin genel özelliklerini belirterek neden olduğu hastalıklara günlük hayattan örnekler verecek,
  4. Aşı, serum ve ilaçların önemini belirterek bunları teknolojik gelişmelerle ilişkilendirecek,
  5. Bilinçsiz ilaç kullanımının etkilerinin farkına vararak doğru ilaç kullanımı konusunda olumlu tutum sergileyeceksin...

Mikroplarla Savaş

Mikroplarla ilgili bir reklam filmi izlemeye ne dersiniz?

Bu reklam bir temizlik ürünü için kullanılmıştır.
Hijyen; sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü anlamına gelmektedir.

Hayatımız onlarla mücadele etmekle geçiyor. Biz ne kadar onlardan korunmaya çalışsak da onlar bir yolunu bulup vücudumuza girmeyi ve bizi hasta etmeyi başarıyor. Çıplak gözle göremediğimiz ancak mikroskoplar yardımıyla görebildiğimiz bu mini minnacık canlılara genel olarak "mikroorganizmalar" adını veriyoruz. Bunlar virüsler, bakteriler ve bazı mantarlardır.

Peki bunların hepsi hastalık yapar mı? Vücudumuza zarar verir mi?

Hayır. Hastalık yapmayanları da vardır. Hatta bazıları faydalıdırlar. Örneğin kalın bağırsağımızdaki bakteriler K Vitamini ve B Vitamini üretir. Gıda sanayiinde de faydalı mikroorganizmalardan faydalanılır. Sütün yoğurda ya da peynire dönüşmesi bazı bakteriler sayesinde olur.

Hastalık yapan mikroorganizmalara "mikrop" adı verilir. Örneğin, nezle, grip, kuduz, kızamık, kabakulak, sıtma, çocuk felci, AIDS, verem (tüberküloz), kolera, su çiçeği, kızamıkçık, hepatit-B, tetanoz, difteri, boğmaca gibi hastalıklar mikrobik hastalıklardır.

Mikropların vücudumuza verdiği zararı görmek için kısa bir çizgi film izleyelim:

Mikroplar, toksin (zehir) üreterek ve hücreleri parçalayarak vücuda zarar verir.

Mikropların varlığı, ilk defa merceklerle çalışmayı hobi haline getiren Anton Van Leewenhoek tarafından 1675 yılında keşfedilmiş. Ancak, mikropların hastalıklara yol açtığının bulunması için insanlık 2 yüzyıl daha bekleyecekti.

1876 yılında Robert Hocke, şarbona yakalanmış bir sığırın kanında o hastalığa neden olan mikrobu buldu ve mikropların insanları ve hayvanları hasta ettiği bilimsel olarak kanıtlanmış oldu.

Mikropların vücutta oluşturdukları zararlı kimyasal maddeler toksin olarak adlandırılır. Vücutta ise toksinlere karşı antikor üretilir. Antikorlar, mikropların ve toksinlerin etkisiz hale gelmesini sağlar.

Mikroorganizmalar aklımıza gelebilecek hemen her yerde yaşarlar. Bu mikroorganizmalara daha yakından bakalım:

Virüsler

AIDS - HIV Virüsü

Bakterilerden daha küçüktürler. Bu nedenle elektron mikroskobuyla görülebilirler.

Parazit olarak yaşarlar. Ne canlı ne de cansız bir varlıktırlar. Virüsler kendilerine özgü bilgileri taşıyan yapıları olduğu için ve kendilerine uygun bir canlı hücre de üreyebildikleri için canlı olarak nitelendirilirler. Ancak beslenme, hareket etme, enerji üretme gibi canlılık özelliklerini gösteremedikleri ve uygun bir canlı hücre bulamadıklarında çoğalamadıkları için cansız olarak kabul edilirler.

Virüsler, içine girdikleri canlılarda hastalık yaparlar. İnsanlarda; nezle, grip, uçuk, hepatit B (sarılık), AIDS gibi hastalıklara virüsler sebep olur. Hayvanlarda kuduz, kuş gribi, domuz gribi; bitkilerde ise tütün bitkisinde görülen mozaik hastalığı gibi hastalıklara sebep olurlar. Hayvanlarda ki hastalıklar kuduz, kuş gribi, domuz gribi gibi hastalıklar insanlara da geçebilmektedir.

Virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanılmaz.

Bakteriler

Tek hücreli canlılardır. Hücre zarı, hücre duvarı ve sitoplazmaya sahiptirler. Çekirdekleri yoktur, bu nedenle yönetimsel maddelerini sitoplazmada taşırlar.

Bakteriler yararlı ve zararlı olarak ikiye ayrılırlar.

Yararlı bakteriler; peynir, yoğrut, sirke, vb. yapımında kullanılırlar. Vücudumuzda da bazı vitaminleri üreten ve bazı besinlerin parçalanmasını sağlayan yine bakterilerdir.

Zararlı bakteriler ise menenjit, orta kulak iltihabı, zatürre(Pnömoni), tetonoz, şarbon, kolera, frengi, veba, cüzam, verem, tifo gibi hastalıklara neden olur.

Bakterilerin sebep olduğu hastalıklardan kurtulmak için antibiyotik kullanılır.

Mikroplar vücuda;

  • Solunum yolları,
  • Yıkanmamış besinler,
  • İçilen kirli sular,
  • Kulak, göz, burun açıklıkları yoluyla girebilir.

Mikroplar soluduğumuz havadan, yediğimiz besinlerden, yıkamadığımız ellerimizden, bize ait olmayan terlik, ayakkabı, havlu, tırnak makası, gözlük, vb. gibi kişisel ürünlerden, kulak, göz ve burun açıklıklarından, kesilmiş, yaralanmış deriden ve deri gözeneklerinden vücudumuza girebilirler.

Vücudumuz bunları nasıl engeller?

Deri, ter, gözyaşı, tükürük, kulak sıvısı, mide asitleri ve soluk borusunda salgılanan mukus salgısı mikropların vücuda girmesini engeller ve onların vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur.

Bunların görevlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

Deri Salgıladığı ter ve yağ, mikropların vücuda girmesini engeller.
Gözyaşı Toz, kir ve yabancı maddelere karşı gözümüzü yıkar.
Tükürük Ağzımızın içindeki mikropları etkisiz hale getirir.
Mukus Burun, soluk borusu, mide ve bağırsaklarımızda bulunan mukus buralardaki mikropları tutar.
Mide Midemize gelen besinlerin içindeki mikroplar mide asitleriyle yok edilir.

Vücut Hastalıkla Nasıl Mücadele Eder?

Tüm bu savunma mekanizmasına ve korumaya rağmen neden hastalanırız?

Mikropların hepsiyle başa çıkılamadığı zaman, vücudumuz yenik düştüğünde hastalanırız.

Peki mikroplar bu engelleri aşınca, vücut başka birşey yapamaz mı?

Vücudumuzun mikroplarla nasıl savaştığını gösteren kısa bir film izleyelim:

Mikroplar ölmeyip vücudumuzdaki bu doğal engelleri aşarsa, onları yok etmek için bağışıklık sistemimiz devreye girer.

Vücudumuzu zararlı mikroorganizmalara karşı koruyan sisteme bağışıklık sistemi denir.

Akyuvarlar ve lenf düğümleri (lenf sistemi) bağışıklık sistemimizi oluşturur. Akyuvarlar mikropları yutarak ya da antikor salgılanarak onların etkisiz hale gelmelerini sağlar, yayılmalarını önler. Akyuvarlar damar içinde dolanırken, tehlike sinyallerini aldıkları bölgelerde damardan ayrılıp bakteri ve ölü doku gibi yabancı cisimlerin etrafını sarabilirler. Akyuvarlar lenf düğümlerinde ve kemiklerdeki sarı kemik iliğinde üretilir. Yani lenf düğümleri de bir süzgeç gibidir. Bademcik, dalak gibi vücudumuzda lenf düğümleri bulunur.

Bağışıklık Sistemi / Lenf Bezleri

Bağışıklık sistemimizin güçlü olması için;

  • Yeterli ve dengeli beslenmeli,
  • Yeterli sürede uyumalı,
  • Sigara, alkol, uyuşturucu gibi zararlı maddelerden uzak durmalı,
  • Giyecek ve vücut-ağız temizliğimize dikkat etmeli,
  • Yaşam alanlarımızı temiz tutmalıyız.

Bağışıklı Sisteminin Güçlü Olması İçin

Bağışıklık doğal veya yapay olarak kazanılabilir.

Doğal Bağışıklık: Anne sütünden geçen bazı maaddelerle ve geçirdiğimiz hastalıklarla kazanılan, dış etkenlerden bizi koruyan halihazırda var olan savunma sistemidir.

Yapay (Kazanılmış) Bağışıklık: Eğer ki vücuda giren mikrop, bakteri, ve virüsler yukarıda sözügeçen doğal bağışıklık sistemi ile durdurulamıyorsa kazanılmış bağışıklık sistemi devreye girer. Kazanılmış bağışıklık sistemi bizim dışarıdan aldığımız maddelerle(aşı, serum ve bazı besin destekleri) sağlanır.

Su çiçeği ve kızamık gibi bir hastalık sonrası vücudumuz bu hastalığa karşı bağışıklık kazanır ve tekrar bu hastalığa yakalanmayız. Bu doğal bir bağışıklıktır.

Doğal bağışıklıkta hastalık mikrobu vücudumuza bulaşır. Vücut hasta olur. Bu hastalığa karşı antikor oluşturur. Hastalığı yener. Daha sonra bu hastalığın mikrobu vücudumuza bulaşsa bile bu hastalığa karşı oluşturulmuş bir antikor olduğundan vücudumuz bunu hemen tanır ve müdehale eder. Sonuç olarak ise bu hastalığa tekrar yakalanmamış oluruz.

Bu bağışıklık hasta olunmadan önce aşı ile veya hasta olduktan sonra da serum ve ilaçlar ile vücuda kazandırılır.

Aşı

Vücudumuza girebilecek mikroplar için hasta olmadan önce alınan bir tedbirdir. Vücudumuza hastalığın mikrobuyla ilgili ön bilgileri kazandırır ve böylece vücut bu mikroplarla daha rahat başa çıkabilir.

• Aşı hastalıklara karşı bağışıklık sağlama amacı ile insan veya hayvan vücuduna verilen, zayıflatılmış hastalık etkeni, hastalık etkeninin parçaları veya salgıları ile oluşturulan çözeltidir. Bu çözelti vücuda verildiğinde vücudumuz artık bu hastalık etkenini tanır ve ona yönelik savaş taktiğini belirler.
• Aşı hasta olmadan önce yapılır ve uzun süreli bağışıklık sağlar.
• Aşı aktif bağışıklık sağlar. (Hastalık etkenine karşı vücudun kendi kendine antikor oluşturmasıyla sağlanan bağışıklıktır).
• Aşı hastalıklardan korunmak içindir.
• Aşı laboratuarlarda hazırlanır.

 

Serum

Vücudumuz da mikroplara karşı yenik düşmüş ise bu seferde kısa süreli bağışıklık sağlayan seruma ihtiyaç duyarız.
Yani serum hasta olduktan sonra alınır ve bu şekilde vücuda bağışıklık kazandırır.

• Vücudumuzun savunmasını sağlayan antikorlar yetersiz kaldığında vücudun antikor desteğini serumla sağlarız.
Serumun içinde hazır antikorlar bulunur.
• Ancak serum ile yalnızca hastalık süresinde bağışıklık kazandırır. Uzun süreli bir bağışıklık sağlamaz.
• Serum pasif bağışıklık sağlar.( Vücuda dışarıdan antikor verilmesiyle kazanılan bağışıklıktır).
• Serum hastalıktan korunmak için değil tedavi amacıyla yapılır.
• Serum hayvan kanından hazırlanır.
(Hastalığın aşısı at,sığır gibi bir hayvanın kanına verilir. Hayvanın kanında bu hastalıkla ilgili antikor üretilmesi sağlanmış olur. Daha sonra hayvanın kanı alınır kan pıhtılaştığında üzerinde kalan sarımtırak kısma serum denir.)

 

İlaç ve Bilinçli İlaç Kullanımı

Bir hastalığın tedavisi ve önlenmesi için verilen maddelere ilaç denilir. Özellikle antibiyotik denilen ilaçlar bakterilerin neden olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Her antibiyotik her hastalığı tedavi etmez bu nedenle doktor tavsiyesinde ve doktor kontrolüyle bu ilaçların alınması gereklidir.

Keşfedilen ilk antibiyotik olan penisilin 1900'lü yılların başında Dr. Alexander Fleming tarafından peynir küfünden tesadüfen bulunmuştur.

Bilinçli ve doktor tavsiyesiyle ilgili ilaç kullanımı için bir ilaç firmasının hazırlamış olduğu aşağıdaki videoları izleyelim:

Bilinçsizce ilaç tüketimi daha kötü sonuçlar doğurabilir. Hastalığımızı tedavi etmek şöyle dursun ölümcül olabilir.

İlaç kutularında dikkat ettiyseniz koyu harflerle "Çocukların ulaşamayacağı yerde saklayınız" yazar.

Bununla ilgili küçükken belkide hepimizin söylemiş olduğu bir şarkı vardır;

Bir gün bir gün bir çocuk
Eve de gelmiş kimse yok
Açmış bakmış dolabı
Şeker de sanmış ilacı
Yemiş yemiş bitirmiş
Akşama sancı başlamış
Kıvrım kıvrım kıvranmış
Yaptığından utanmış...

Ayrıca;
İlaçların son kullanma tarihine dikkat etmeli ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçları kullanmamalıyız.
İlaçların gerekli sıcaklık ve koşullarda saklanmasına özen göstermeliyiz.
İlaçları güneş ışığında bırakmamalıyız.
 

Anne Sütünün Bağışıklık Sistemi Açısından Önemi

Anne sütü, bebeğin beslenmesinde en önemli gıdadır. Bebeğe ilk 4-6 ay sadece anne sütü verilmelidir. Bebek 1,5-2 yaşına kadar anne sütünün yanında ek gıdalarla da beslenebilir. Anne sütü mikropların hastalık yapıcı etkisini önlemeye yardımcı olur. Anne sütü ile beslenen bebeklerde şişmanlık, kalp hastalığı, diş çürüğü vb. durumlar daha az görülür.

Mikroplardan Korunmak İçin Neler Yapmalıyız?

Daha sağlıklı bir yaşam sürmek için de öncelikle mikroplardan uzak kalmalıyız. Bunun için;

  • Hasta olan biriyle temas ettiyseniz, elinizi asla gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza sürmeyin.
  • Hasta olan bir kişiye veya eşyalarına dokunduktan sonra mutlaka ellerinizi yıkayın.
  • Bulunduğunuz ortamı havalandırın. Çünkü mikroplar durağan havada asılı kalır. Pencereler açıldığında ise temizlenirler.
  • Fincan veya bardaklarınızı paylaşmayın. Ortak kullanılan bardaklar mikropların yayılmasına neden olur.
  • Evde bulunan havlu, terlik ve diş fırçası gibi eşyaların herkesin kendine ait olmasına dikkat etmeliyiz.
  • Kâğıt mendil kullanın...
  • Vücut temizliğimize özen gösterip düzenli olarak banyo yapmalıyız.
  • Ellerimizi sık sık yıkamaya özen göstermeliyiz.
  • Meyve sebzeleri bol su ile iyice yıkayıp tüketmeliyiz.

Peki ya siz mikroplardan korunmak için neler yapıyorsunuz? Neler tavsiye edersiniz? Yorum bırakabilirsiniz...

MİKROPLARLA SAVAŞ OYUNU OYNAMAK İÇİN TIKLAYINIZ...


Faydalanılan Görsel ve Yazılı Kaynaklar:
Zambak 6. Sınıf Konu Anlatımlı Kitabı
MEB 6. Sınıf Ders Kitabı
http://www.dersdoktoru.com
http://www.youtube.com

http://www.dailymotion.com
 

Yorumlar

haaarika bir içerik olmuş ellerinize sağlık, bu konu bu şekilde derste verilmiş olsa öğrencilerin bunu unutmasına imkan olmaz......

süper elinize sağlık...

buuu siiiteee çookk güzelll bet fat cerannnnnnnn pın sağın ruk sagn merimmm krabckkk lppppppppp kgy sevoo

Sonunda 3 sayfalık performans ödevim bittiiiiii :D Ve ellerimde bittii :(

iğrenç

lookmer kullanıcısının resmi

Daha iyilerini gönderirseniz yayınlarız. Teşekkürler...

abii çok işime yardı işte emek budurrrrr

Yeni yorum ekle

Ders Notları